29 Mayıs 2009 Cuma

erol tolga




EROL TOLGA ; 31 mayıs 1987 beşiktaş denizlispor maçında, yani ligin 34. haftasında, beşiktaş'a frikikten golü atan ve beşiktaş'ı şampiyonluktan eden sol kanat oyuncusu.kendisi maalesef hemşehrim ve düzce ' de bir firmada yöneticilik yapıyor bu aralar. aşağıda erol abi ile yapılar röportajın satırbaşları var. ayağın kaysaydı datopu ıskalasaydın be abi :)


1987'de maçın bitimine 5 dakika kala attığı golle Beşiktaş'ı şampiyonluktan eden eski Denizlisporlu Erol Tolga, o meşhur golün kendisine sadece 3 bin lira prim kazandırdığını söylüyor.

Referans gazetesinin haberine göre: "Gişelere 29 milyon 709 bin 300 lira hasılat bırakan 29 bin 879 biletli seyirci, "Şampiyon, şampiyon, şampiyon" tezahüratlarıyla inletiyor İnönü Stadı'nı. Öyle ya, 1-0 önde olan Beşiktaş, maçı böyle bitirirse son haftaya çok daha iyi averaja sahip olduğu için Galatasaray'dan daha avantajlı çıkacaktı.

Ne var ki bitime 5 dakika kala, Denizlispor bir serbest vuruş kazandı; kaleye yaklaşık 30 metre uzaklıkta. Tribünler, şampiyonluk şarkılarına ara vermeye bile gerek duymadı.

Topun başına iki Denizlisporlu futbolcu geçti. Kaleci Jurkoviç, barajını yaptırırken her zamanki gibi tedirgindi. Zaten sezon boyunca kalede hiç güven vermemişti Beşiktaşlılara. Refleksleri müthişti ama çok komik goller yemekten de geri durmuyordu.

Mahmut, topu gerilen Erol'un önüne yuvarladı. Erol "sert ve düzgün bir vuruşla" topu Beşiktaş ağlarına gönderdi. İnönü, bir bahar gününde buz kesti. Futbolcular donakaldı, tribünler ağız dolusu şampiyonluk tezahüratlarıyla kalakaldılar öylece...

Ölüm sessizliği çöken statta Erol'un gol sevinci duyuluyordu sadece.

Tarihe atılan gol

O anda Erol dahil, kimse farkına varamamıştı bu golün Türk futbol tarihinin gidişatını değiştirdiğinin. Zira Erol o golü atmasa Beşiktaş büyük bir ihtimalle sezonu şampiyon kapatacak. Galatasaray ise Türk futbolunda bir devrim başlatan Alman Jupp Derwall'i kovacaktı ki gazeteler zaten Rizespor'a 2-0 kaybettikten sonra Alman hocanın biletini kesmişti bile...

Ancak Erol'un golü, hem Derwall devriminin tamamlanmasına hem de Mustafa Denizli fenomeninin doğmasına önayak olmuştu. Beşiktaş'a çelme takan Erol sayesinde Galatasaray 14 yıl sonra şampiyonluğa ulaştı. Ertesi yıl ise Cimbom mutlu sona ulaşırken takımın başında artık Mustafa Denizli vardı.
Bu noktada bir parantez açmakta fayda var. Son günlerde Mustafa Denizli'nin Galatasaray'ı şampiyon yapmadığını söyleyenler var. Ancak arşivlere bakılırsa takımı fiili olarak çalıştıranın Denizli olduğu açıkça görülür. 1986/87'de Jup Derwall için "teknik direktör" ifadesi kullanan gazeteler ertesi yıl "menajer" titrini uygun buluyor... Derwal, 1987/88 sezonunda mesaisini daha çok Almanya'da geçirmiştir.

Beşiktaşlı Erol Tolga

Futbolun bir cilvesi olarak, hafta sonu oynanacak olan Denizlispor-Beşiktaş maçı yine tarihi bir önem taşıyor. Denizlispor, 1987'de Beşiktaş'ı şampiyonluktan ederken o zaman Galatasaray'ın yardımcı hocası olan Mustafa Denizli'yi güldürmüştü. Bugün ise Mustafa Denizli, Denizlispor'u yenip Beşiktaş'ı şampiyon yapmak istiyor. Böylece, İstanbullu üç büyüğü şampiyon yapan ilk ve tek yerli hoca olarak tarihe bir kez daha geçmek istiyor İzmirli Mustafa Denizli. Elbette hafta sonu oynanacak maça bu kadar anlamlar yüklenmesine neden olan kişi eski Denizlisporlu Erol, Erol Tolga...

Denizlisporlu dedik ama onun gönlünde yatan takımın renkleri esasen siyah-beyaz. Evet, Beşiktaş'ı şampiyonluktan eden Erol Tolga, Beşiktaş'ı tutuyor. Bugün Düzce'de özel bir şirkette müdürlük yapan Erol Tolga ile 22 yıl öncesine; o âna dönüyoruz: "Topa sol ayağımla çok iyi vururdum. O zaman Nihat Atacan hocamız vardı. Maçtan önce serbest vuruşlar sağ tarafta olursa sen vurursun demişti. O serbest vuruşu da ben kullandım ve gol oldu."

Sonra Beşiktaş'a üzüldüm

"Bir Beşiktaşlı olarak o golü attığın için üzüldün mü" diye sorunca, "O anda üzülmedim. Çünkü para kazanıyorsun. Ancak daha sonraları Beşiktaş için çok üzüldüm. Çünkü koca sezon emek harcamışlardı şampiyonluk için. Şampiyon olmalarını isterdim" diyor Erol Tolga.

Türk futbol tarihini değiştiren, Beşiktaş'a çok şey kaybettiren Galatasaray'a ise kazandıran "o gol" Erol Tolga'ya ne kazandırdı peki?
Bugünün parasıyla sadece 2-3 bin lira prim almış Tolga: "Para kimden geldi bilmiyorum. Maçtan sonra yöneticiler hemen getirip primi verdiler. O golden sonra büyük kulüplere transfer olurum diye hayaller kurmadım. Hep mütevazı biri olarak yaşadım."

Yıllar içinde unutulsa da ilk zamanlar Beşiktaşlılar epeyce hırpalamış Erol Tolga'yı; çarşı pazarda: "Tabii o zaman insanlar çok daha ters konuşuyorlardı. Bugün ise profesyonelliğimden ötürü övülüyorum. Bugün artık Beşiktaşlılardan bir tepki görmüyorum. Galatasaray cephesinden herhangi bir şey görmedim. Sadece kuru tebrikler alıyordum."

Bu kez Beşiktaş kazanır

Gol sayesinde Erol Tolga popüler oluyor ama biraz geç gelen bir şöhret oluyor: "Yaşım 29 falan olmuştu. Malum o zamanlar bu yaş futbol için yaşlı sayılıyordu. Denizlispor'dan sonra Malatyaspor'a gittim. Piyasam geç açıldı biraz."

Peki hafta sonu tarih tekerrür eder mi? Erol Tolga, "Etmez" diyor. 2006'da son maçta Fenerbahçe'yi de şampiyonluktan eden Denizlispor'da eski mücadele azminin olmadığını savunuyor Erol Tolga: "Beşiktaş çok rahat olacak ve maçı kazanacak. Bence tarih tekerrür etmeyecek. 80'lerde büyükler küçük takımları çok fazla önemsemiyorlardı. Anadolu maçlarına 'idman maçı' havasıyla hazırlanıyorlardı. Ancak bugün durum değişti."

Erol Tolga, hafta sonu oynanacak Denizlispor-Beşiktaş maçına gitmek istediğini ve Beşiktaş'ın kazanıp şampiyon olmasını da arzu ettiğini söylüyor.

Galatasaray'dan araba gelmedi

1986/87 sezonunda İnönü'de Beşiktaş'a attığı golle Galatasaray'ın 14 yıl sonra şampiyon olmasının önünü açan Erol Tolga o zaman birçok söylenti çıktığını hatırlatarak "Hiçbiri doğru değildi. Galatasaray'dan bana araba falan gelmedi. Yalnız kuru tebrikler geliyordu" diyor.

Diş laboratuvarında müdür

Beşiktaş'a attığı golle Türk futbol tarihinin gidişatını değiştiren Erol Tolga, bugün Düzce'de bir diş laboratuvarında müdür olarak çalışıyor. Tolga, "Futbolu bıraktıktan sonra Denizlispor PAF takımını ve Düzcespor'u çalıştırdım. Ama sonra antrenörlüğü bıraktım" diyor.

Üzüldüm ama pişman değilim

Bir Beşiktaş taraftarı olan Erol Tolga, Kara Kartal'ı şampiyonluktan eden gole daha sonra üzüldüğünü ama pişman olmadığını söylüyor. Tolga, "Bugün geriye dönüp tekrar o topun başına geçsem yine golü atmak için vururum. Profesyonellik ayrı gönül işi ayrı çünkü" diyor.

Futbol 1976'da başladı

Futbola 1976'da Kırklareli'nin Alpullu Kulübü'nde başlayan Erol Tolga, 2 yıl sonra Babaeskispor'a transfer olur. Tolga 2 yıl da burada oynadıktan sonra Denizlispor forması giyer. 9 yıl Horozlar için top koşturan Tolga daha sonra 3 yıl Malatyaspor, 1'er yıl da Düzce Doğusan ve Düzcespor formalarını giyip futbolu bırakır."

23 Aralık 2008 Salı

MUSTAFA DENİZLİ 'NİN TAKTİĞİ




Şekilde beşiktaş- ankaraspor maçında beşiktaş 'ın sivok 'un kırmızı kartından sonraki dakikalarda sahaya yayılışı gözükmekte. ekşi sözlükteki maç yorumları okurken görmüştüm. sahibine de teşekkürlerimi yollayarak konumuza geçiş yapalım.

Mucit teknik direktör Mustafa Denizli meslek hayatı boyunca kimsenin denemediği yoldan ilerlemeyi şiar edinmiş ve bu şekilde kısmen başarılı olmuş bir futbol adamı. ego sahibi her insan gibi onun da takıntıları ve saplantıları var. saygı duymak gerekir , sonuçta iddalı bir kişilik . her puan kaybında sonra şampiyon yapacağım bu takımı diyen o. biz fanilere kalan , onun bu takımı nasıl şampiyon yapacağını anlamaya çalışmak. ama bence bu kafayla işi çok zor nedenleri ;

varan 1 : 3 lü defans

efendim dünya üzerinde hiç bir üst düzey takım yoktur ki sahaya 3 lü defans anlayışıyla çıksın. elinde ronaldo , zago ve ahmet yıldırım gibi özel oyuncuların olursa başarı ile uygulayabilrsin bu anlayışı ama toraman - zan ve zapo gibi üç saatli bomba ile kurarsan o defansı derbilerde ancak bu sonuçları alırsın.



varan 2 : delgado faktörü :

aslında faktörsüzlüğü. hagi ve alex 'e kıskançlıkla bakan demirören tarzındaki başkanların taraftara sus payıdır delgado. maç boyunca hiç bir şey yapmaz , sürekli yerdedir. sezonda 3 tane sağ iç plase golü atar , delgado şakşaçıları başlar '' işte gerçek delgado bu , şu vuruş tekniğine bak , şu zarafete bak '' diye. abicim madem o kadar zarif futbolcu bıraksın bu işleri bale yapsın. beşiktaş 'a delgado lazım değil illa fenerbahçe 'den öykünmek gerekirse appiah 'ın ve aurellio tarzındaki mücadeleci gerçek orta saha oyuncularına gıpta edelim. onların benzerlerini bulalım. denizli 'nin delgado konusundaki düşünceleri malumunuz. tapar bu tip on numaralara büyük mustafa. fenere de bi kamyon forvet arkası eleman doldurmuştu. revivolar, rapaiçler , yusuf şimşekler, ceyhunlar.. hepsi de denizli gittikten sonra bir biçimde koptular fenerbahçeden ve iddalı takımlardan .. nedeni de gayate basit artık futbol bu adamların etkili olacağı tarzda oynanmıyor. 80 'lerde başarılı olurdu bunlar kimse bu kadar koşmuyor , alan daraltmıyorken ama bu çağda mümkün değil.

varan 3 : kimsenin yeri belli değil

efendim total futbol anlayışını toplu , hücum toplu savunma diye özetlemiş rahmetli michells. yani belli mevkilerde oynamalarına karşın oyuncular , pozisyon gereği hücuma ve savunmaya aynı orandan destek vermelidirler. ancak bu demek değildir ki futbocuların mevkileri belli olmasın. beşiktaş 'ta rüştü ve nobre dışındaki oyuncuların herhangi bir maçtaki mevkilerini doğru söyleyene tam 100 bin lira veriyorum :) böyle bir karmaşa böyle bir aşure görmedim ben uzun zamandır. maça 3-5-2 'nin sağında başlayan ekrem bir bakıyorsunuz 10 dakika sonra rakibin sağ kanadında sıfıra girmiş orta kesiyor , bir beşi dakika solda takıldıktan sonra bu sefer orta sahanın ortasında defansif bir görev alıp rakip hücumcuları karşılamaya çalışıyor. ekrem özel bir oyuncu oladuğunda her yerde aynı etkinlikte oynuyor ancak deiğer oynucularda kayış bir süre sonra kopuyro ve o saçma kırmız kartlar da bu dönemlere rastlıyor ne yazık ki. maalesef beşiktaş takımı sahada başları kesilmiş tavukalr misali oradan oraya koşturyor sadece.


ee nolacak peki :

olacağı şu ki herr denizli , 26. hafta zirvede olacağım diyor , bekleyip göreceğiz. acaba söylediklerine ve oynattığı futbola kendisi inanıyor mu.. çok merak ediyorum..


not : şema için cmaddict 'e tekrar teşekkürler.

BEŞİKTAŞLI DURUŞU



Efsane başkan SÜLEYMAN SEBA döneminden miras kalan bir tamlamadır beşiktaşlı duruşu. Sporun her sonuca açık olduğunu bilmek , galibiyet sevincini rakibini aşağılamadan yaşamak , kaybedince de dünyanın sonunun gelmediğini bilerek bunu olgunlukla karşılamak ve en önemlisi rekabet içinde olduklarına saygı göstermek bu duruşun en önemli özellikleriydi.

Sözünü ettiğim duruş sayesindedir ki BEŞİKTAŞ uzun yıllar boyunca rakip takım taraftarlarının da sempati beslediği saygın bir camia oldu. Ancak özellikle FATİH TERİM 'in galatasaray 'ın başına geçmesiyle başlanan çift kutuplu bir lig yaratma projesi sonucunda SÜLEYMAN SEBA  ' nın şerefli ikincilikleri kabul eden yönetim biçimi  öncelikle BEŞİKTAŞ tribünlerinin tepkisini çekmeye başladı. Rakipler için başarıya giden her yol mübahtı ve spor basınındaki şakşakçıları sayesinde o kadar güzel göz boyuyorlardı ki gün geçtikte hakkı daha çok yenilen camia artık patlama noktasına gelmişti. buna bir de SEBA yönetiminin kendisiyle pazarlık yapan futbolcuları bile kapı önüne koyarak yaptığı anlamsız disiplin gösterileri de eklenince kaçınılmaz son gerçekleşti. Hiç hak etmediği bir biçimde protesto edildi beşiktaş yönetimi ve efsane başkanı SEBA. 

AHMET DURSUN , SEBA GİTSİN diye inletmiştik stadı ankaragücü ile oynanan türkiye kupası yarı finalinde. şimdi durup düşünüyorum da o aptalca tezahürata katılmak hayatımdaki en büyük pişmanlıklardan biri belki de. neyse seba da sonunda tepkilere dayanamayarak görevini bıraktı bildiğiniz gibi . seba sonrasındaki kaos döneminde başkanlık koltuğuna önce SEBA döneminin en genç genel sekreteri SERDAR BİLGİLİ oturdu. açıkçası ben kendisine çok güveniyordum.  ancak gerek kendi tecrübesizliği gerekse de medya maymunlarının çift kutuplu lig yaratma çabaları yüzünden ilk başlarda oldukça zorluk çekti serdar bilgili. sonunda beşiktaş 'ın yapısına uyan mütevazı bir teknik direktör ile özlenen kolej takımı ortamı ortamını yakaladım sanmışken , elinden kaçırdığı şampiyonluk ile birlikte gerçek dünyaya sert bir dönüş yaşadı maalesef. kimilerine göre kaybedilen şampiyonluğune en büyük sorumlusuydu SERDAR BİLGİLİ. hatta bazı gazeteciler isim belirtmeden  şampiyonluğu aziz yıldırım 'a bir kaç milyon dolar karşılığında sattığını bile yazdılar serdar bilgi için. 

2003/2004 sezonunun son maçında beşiktaş başkanına hem de kızının yanında 90 dakika boyunca galiz küfürler edildi hem de maalesef kendi stadyumunda.  beşiktaş için başlı başına bir utanç olan bu olayın ardından görevi bıraktı bilgili.ama o günlerde çıldırma noktasında olan beşiktaş tribünleri maalesef yaklaşan tehlikenin farkında değillerdi.

Atalarımız zamanında ne güzel sözler söylemişler. bunlardan biri beterin beteri vardır. maalesef SÜLEYMAN SEBA sonrası beşiktaş camiasındagidişat hep beter doru oluyordu. serdar bilgili sonrasında da koltuğa oturan YILDIRIM DEMİRÖREN camiayı utandırmaktan başka bir şey yapamadı geçen 4.5 senede. 


YILDIRIM DEMİRÖREN iktidarını daha sonra derinlemesine inceleğim için şimdilik burada son veriyorum. Böyle bir Beşiktaş ' ı  sevmemiştik biz. 

22 Aralık 2008 Pazartesi

Fenerbahçe: 105 Beşiktaş Cola Turka: 112


gün içinde fb tv 'de rastlamıştım ama aşırı taraflı spiker ve yorumcu yüzünden sadece 2 dakika dayanabildim. uzatmaya gittiğini görmüştüm ancak sonucuna bakmak yeni aklıma geldi , bizim kızlar iki uzatma sonucunda yenmişler feneri tebrik ediyoruz kendilerini.

fb tv 'nin yayın anlayışına daha doğrusu camia televizyonlarının tarzına söyleyecek fazla bir söz yok. ancak mehmet baturalp gibi türk basketbolunun duayen isimlerinden birinin de bu nebze saçmalası hoş karşılanacak bir durum değil. utanmasa fb 'nin rakibi için (fb - gs maçını da biraz izlemiştim maalesef ) kanser hücresi gibi zararlı bir takım bunlar şeklinde konuşacak.

demirören yönetiminin tüm yanlış uygulamalarına rağmen hala bazı branşlarda derbi kazanabilmek camianın büyüklüğünün göstergesi olsa gerek.

21 Aralık 2008 Pazar

14 + 14 = 28


Yine bir  Galatasaray – Beşiktaş  maçı ,  yine biz kara kartal sevdalıları için hüzün. Asy ‘de oynanan son 11 maçın 10 ‘u  Galatasaray  üstünlüğüyle bittiği için bu maçın skoru elbette ki sürpriz değil. Bu sonuçla Mustafa Denizli ‘nin Beşiktaş ‘ın onuncu lig maçında toplam 16 puan kaybetmiş oldu . 6. hafta sonunda ayrılan Ertuğrul sağlam ‘ın topladığı puan sayısına mucit hoca Denizli 10 hafta sonunda ulaştı. 14 artı 14 sadece 28 ediyor ne yazık ki. Zirveden altı puan geride olunması aslında büyük bir sorun değil ama arada 5 takımın bulunması işin zorluğunu gösteriyor.

 

 

Mustafa Denizli ‘nin başına geçtiğinden bu yana Beşiktaş ‘ın sahadaki dizilişini çözmek için baya bi kafa patlatıyorum , maalesef  başarılı olamıyorum.  Geçen haftalarda sivok , bu maçta ise zapo ;  skorun gidişatına göre kale hariç hemen hemen tüm mevkilerde oynuyorlar. Rüştü ve nobre dışında belirgin mevkileri yok futbolcuların. Tamam total futbolun bir numaralı prensibidir toplu savunma toplu hücum .  ama bunu yapmak için öncelikle takım olarak hareket etmek gerekir. Denizli ‘nin Beşiktaş ‘ı kafası kopmuş tavuklar misali sahada bilinçsizce koşturuyor.Takımda üst düzey futbolcu denebilecek bir tek tello var. Ancak onun da Ertuğrul Sağlam ‘  ın  gidişi için yönetime çok yardımcı olduğu ve  sağlam döneminde bir çok maçta bilerek oynamadığı yönünde ciddi istihbaratlar var.

 

 

Neyse biz dönelim denizli ‘nin ucube taktik anlayışına. Mathias emilio delgado ; biricik beşiktaşımızın kaptanı , 10 numarası. Revivo , rapajic , mosheu , Yusuf şimşek , Ceyhun ve diğerleri .. Mustafa denizli bu tip 10 numaralara bayılıyor ne yazık ki. Ancak böyle oyuncuların modası geçeli çok oluyor , bunun farkına varmalı denizli. Beşiktaş gibi kırılgan bir orta sahaya sahip bir takım 80 li yıllardan kalma bir on numara ile sahaya çıkamaz. Zaten senin ön liberon edu  cisse gibi yumuşak bir oyuncu. Onun yanına delgado gibi dirençsiz ve top rakipteyken izleyici moduna geçen bir adamı koyarsan pek de sağlam olmayan savunman az adamla yakalanır , abuk subuk goller yersin. 3 sezonda kazandırdığı büyük maç var mı bu adem oğlunun. Sezonda 3 tane ceza sahası sol çaprazından sağ içle plase gol atacak diye bir adama yılda 2,1 milyon euro verecek maddi güce sahip değil Beşiktaş. Son maç özelinden delgado ‘nun genel Beşiktaş performansına yayarsak yorumu delgado Beşiktaş için faydalı olmayan son derece pahalı bir lükstür. Ancak adım gibi biliyorum ki mevcut yönetim ve teknik heyet görevlerine devam ettikleri sürece dokunulmazlığı olduğundan her maç bizleri kanser edecektir.

 

 

Son olarak maç sonrasında Mustafa denizli ‘nin söylediklerine değinelim. ‘’ benim adım Mustafa denizli ise ve bu takım Beşiktaş ise 26 haftada herkes nerede olduğumuzu görecek ve şimdi bizi eleştirenler  , o zaman haklılığımıza inanacaklar ‘’  .. adam geldiğinden beri 26 hafta dedi durdu çok merak ediyorum acaba 26. haftayı kaçıncı kapatacak Beşiktaş.  

 

20 Aralık 2008 Cumartesi

Merhaba


Uzun zamandır ertelenen proje hayat geçiyor. Artık bu adresten kafa karıştırıcı yorumlarla karşınızda olacağız. Görüşmek paylaşmak dileğiyle .. Majestelerinin desteğini de hep hissedeceğiz..